Bulunan 1 den 2 - Toplam 2

Konu: çocuk...

  1. #1
    Forum Polisi xEzEriMx Üyenin Avatarı
    Üyelik Tarihi
    22-Nisan-2005
    Nerden
    Buradan
    Yaş
    49
    Mesaj
    6,066
    Teşekkürler
    2
    0 Mesajda 0 Defa Teşekkür Aldı
    Şöhret Gücü
    1320

    Varsayılan çocuk...

    Atletik yapılı, spora düşkün biriydi Mahmut. Evlendikten sonra da, işlerinin
    en yoğun olduğu zamanlarda da spordan uzaklaşmamıştı. Hatta evlendiğinde
    karısına, '-Çocuğum büyüdüğünde onunla top oynayacağım, kendime iyi
    bakmalıyım.' demişti neşe içinde.

    Hep bu güzel düşünceler içinde beklemişti çocuğunu doğumunu.

    Doğum periyodunda sigarayı bırakması için zaman zaman eşine kızsa da,
    genelde gönlünü hoş tutmak için elinden geleni yapmıştı. Beklenen gün gelip
    çatmış ve doğum gerçekleşmişti sonunda. Anne-babasının kızmasına 'Evladım,
    önce sağlık dile, önce hayırlı evlat dile' demesine rağmen ısrarla, gözleri
    ışıldayarak; 'Onlar da olsun tabi ama ilk çocuğum erkek olmalı, onunla
    futbol, basket oynayacak, yüzeceğim, koşacağım.'

    Hastane de küçük bebeklerini kucağına verdiklerinde mutluluktan
    uçuyordu.

    Çocuğuna 'Boğaç' ismini verdi, 'O benim kahramanım, aslan parçam'
    diye bağırdı.

    Her şey istediği gibi gidiyordu, bir kaç gün sonra bebeği kontrole
    götürdükleri ana kadar.

    Doktor kan sonuçlarından sonra çocuğun bacaklarını elle incelemeye
    başladı. Mahmut, kötü düşünceleri zihninden uzak tutmaya çalışıyordu. Eşi
    Sümbül endişeyle doktora sordu;

    -Bir sorun yok ya doktor bey.

    Doktor endişeli bakışlarını gizlemedi;

    -Henüz emin değiliz ama...

    -Evet...

    -Kusura bakmayın, yüzde yüz emin olmadan bunu söylememiz gerekli olsa da
    bazı testler için yazılı izninizi almamız gerektiğinden... (Mahmut köşede
    sessizce ama içinde fırtınalar koparak dinliyordu) .. söylemek zorundayım
    ki, çocuğunuzun bacak ve kollarına giden bazı sinirlerde sorun var.



    Sümbül endişeyle konuştu;

    -Fakat sorun varsa hareket ettirememesi gerekmez mi? Hareket ettiriyor.

    -Beyinden gelen uyarılar da sorun var, tepkilerin zamanlaması da önemli. Şu
    anda baktığımda bazı tepkileri geç verdi, bazılarında ise tepki göremedim.

    Anne babanın yıkılışına rağmen, doktor açıklamaya devam etmek zorunda
    hissetti kendini;

    -Her hareket sorun olmadığını göstermiyor maalesef. Önemli olan hareketlerin
    beyinden gelen sinirsel uyarılarla uyum içinde olması.

    Mahmut zorlukla konuştu;

    -Eğer öyleyse ümit var mı düzelmesi için.

    -İncelemelerimize bağlı. Bazen beyinden çıkan damarlarda ufak bir tıkanıklık
    da böyle sonuçlara yol açıyor ve beslediği kısımlar canlıyken müdahale
    edilebilir, damar açılabilirse büyük bir sorun oluşmadan kurtarılabilir.
    Fakat sinirlerde yapı bozukluğu oluştuysa veya sorun omurilik gibi zor
    müdahale edilen kısımlardaki sinir veya damarlardaysa önceden bir şey
    söylemem çok zor.

    -Böyle bir şeye sebep ne olabilir?

    -Hamilelik süresince alınan ilaçlar veya....

    Mahmut, karısına bakışlarını çevirerek doktorun cümlesini tamamladı;

    -..veya sigara...

    Sümbül hızla koridora çıkarken doktor mırıldandı;

    -Maalesef sigara da ihtimallerden biri.

    Mahmut yıkılan umutlarıyla sarsılarak doktorun uzattığı muayene izin
    kağıtlarını imzaladı.

    **** ****
    ****

    Şehirdeki en iyi hastaneydi ama günler, haftalar geçmişti. hastaneye her
    gidişlerinde umutları körelmişti. Mahmut hamilelik sırasında sigarayı
    bırakmayan eşine soğuk davranıyor, evden sabah erkenden ayrılıp çok geç
    saatte geliyordu. Çocuğunun da yüzünü bakmamaya başlamıştı. Nerdeyse 2-3
    günde bir kez o da elini bile sürmeden bakar olmuştu. Ne neşesi kalmıştı ne
    de gelecek planı.

    Eşi sigarayı bırakmış, suçluluk duygusuyla kendini perişan etmişti.
    Kocasının çocuğa ilgisini çekmeye çalışıyor, her gün Boğaç'ın yaptığı bir
    şeyleri anlatıyordu 'Bu gün gülümsedi, bu gün serçe parmağımı öyle bir sıktı
    ki...' ne söylese ne yapsa kocasının ilgisini çocuğa yönlendiremiyordu.

    Yıllar üzüntü ve acıyla geçti. Çocuk büyümüş, özürlü sandalyesiyle okula da
    başlamış, okumayı öğrenmişti. Babasının kendisine ilgisizliği, uzak kalması
    önceden normal geliyordu ama okulda arkadaşlarının babalarının çocuklarına
    ilgisini gördükçe eksikliği hissetmeye başlamıştı.

    Okula başlaması ve sağlıklı çocuklarla karşılaşması içinde zaten acı
    duygular doğurmuştu ama babasının ilgisizliği uzak duruşu, ezikliğini daha
    da artırmıştı.

    Annesi yıllardır ümitsizce sürdürdüğü çabalarına devam ediyordu;

    -Bak oğlumuz yazmayı öğrenmiş babası, ilk kelimesini yazmış.

    Mahmut elinde kendisine bakan Boğaç'la arasında gazetesini alarak soğukça
    sordu;

    -Öyle mi, ne yazmış?

    -'Baba' yazmış.

    Mahmut elindeki gazeteyi sıktığını, fark etti kendini toparladı;

    -İyi.

    Sonra zorlukla konuşan çocuğunun sesini duydu;

    -Anne, ...babam beni niye sevmiyor.

    Annesi ikna edici olmaya çalıştı;

    -Babalar böyledir yavrum, babalar işte çok yorulur, anneler sarılır
    yavrularına

    Çocuk babasının kızmasından korkarak sesini alçalttı;

    -Okuldaki çocukların babası sarılıyor, kucağına alıyor.

    Annesi çocuğunu başka odaya götürürken Mahmut içindeki duyguları bastırmaya
    çalışıyordu.

    **** ****
    ****

    Ertesi gün öğle saatlerinde çıktı işinden, eşi çocuğunu almaya gittiğinde
    orda olmak istiyordu. İçinde çırpınan duygular, çocuğuna daha fazla ilgi
    göstermesi gerektiğini söylüyordu.



    Beklerken, kenarda çocuğuyla gördü. Duramadı, döndü çıkışa doğru yöneldi.
    Arkasından bağıran Boğaç'ın sesiyle irkildi, sesteki acıyı hissetmişti.
    Aceleyle gözünü sildi.

    -Baba, beni almaya mı geldin?

    Vücudundaki sorundan konuşması da hafif sorunlu olsa da çocuğunu sesindeki
    kırgınlığı fark etmişti. Döndü, birkaç saniye bekledi, önündeki görünmez
    duvarları yıkar gibi yavaş yavaş yürüdü. Belki bir şeyler söylemeliydi,
    söylemedi. Eşiyle çocuğunun yanına vardı.

    -Gidiyor muydun baba?

    -Burdayım işte.

    Yanlarına gelen bir kaç arkadaşına sesi titreyerek seslendi;

    -Bakın, '-Senin baban yok mu? , niye hiç gelmiyor? ' diyordunuz. İşte, işte
    benim babam.

    **** ****
    ****

    O gün bir sürü duvar yıkılmıştı ama Mahmut hala çocuğuna gidip sarılmıyor, o
    yanına gelince konuşmadan sarılıyordu. Her akşam babasının yanına geliyor,
    zorla yanağını isteyip öpüyordu.

    Bir akşam yine yanına geldi babasına bakarak sustu. Mahmut bir an bekledi,
    'Babacığım iyi geceler' deyip yanağından öpmek istemesini. Oysa Boğaç öylece
    bakıyordu. Boğaç'ın konuşmayacağını anlayan Mahmut, kendisi yanağını uzattı,
    oğlu öptü. 'İyi geceler' dedi. Fakat Boğaç hala bekliyordu.

    -Ne oldu, niçin yatmıyorsun?

    -Sen niçin beni öpmüyorsun baba?

    -? ? ?

    -Beni sevmiyor musun?

    -Seviyorum.

    -Sevsen bir kere öperdin.

    Mahmut kalktı, Boğaç'ın gözyaşıyla ıslanmış yanağına bir öpücük kondurdu.

    -Seviyorum.

    -Sevsen ben söylemeden bana sarılır öperdin.

    -Öptüm ya.

    -Hep annem beni dışarı çıkarıyor, sevsen bir gün de sen çıkarırdın.
    (Gözlerinin içine baktı) Benden utanıyor musun baba? (özürlü sandalyesiyle
    yavaşça geri çekildi) Bu benim hatam değil baba, ben istemedim ki böyle
    olmayı.

    Mahmut yüreğinin ezildiğini hissetti. Bir çocuk daha ve gülüp oynayacağı
    yerde çektiği acılar yetmiyormuş gibi bir de ben üzüyorum.

    Bir kaç dakika öylece kaldıktan sonra kalktı, annesinin yeni yatırdığı
    Boğaç'ın yanına vardı. yüzü diğer tarafa dönük çocuğun üstüne eğilip
    yanağına bir öpücük kondurdu;

    -İyi geceler yavrum.

    **** ****
    ****

    Odadan çıkacakken durdu, sessizce geri döndü. Gözlerini kapatmış çocuğunu
    bir kaç saniye baktı ve o anda çocuğunun yüzüne yayılan gülümsemeyi izledi.
    Çocuğunu ilk defa gülümserken görmüştü, ilk defa....

    Odadan yavaşça çıkarken karar verdi; 'Bir daha hep gülümsemen için
    çalışacağım.'



    **** ****
    ****

    Ertesi gün işe geç gitmeye karar verdi. Çocuğunu okula bırakıp geçecekti.
    Ertesi sabah evden çıkmakta olan eşine '-İstersen sen evde kal, oğlumla bu
    gün ben gideceğim' dediğinde Boğaç'ın yüzündeki mutluluk harikaydı.

    **** ****
    ****

    Artık arada çocuğunu okula Mahmut bırakıyordu. Çocuğunun gülümseyişlerine
    alışan Mahmut, bunun ne kadar değerli bir hazine olduğunu anlamıştı.

    Günler günleri kovaladı, sonunda yaz tatili gelmişti. Boğaç'ın başarılı
    karnesi anne-babasını sevindirmişti.


    Yalnız, okula gidip gelirken hayatına bir renk katılan Boğaç, tatilin
    gelişiyle beraber sadece pencere kenarında babasının gelişini gözler
    olmuştu. Boğaç'ın gittikçe sıkılmaya, mutsuz olmaya başlamıştı.



    Bir akşam Boğaç işten dönen babasına sarıldıktan sonra;

    -Baba bana karne hediyesi almadın.

    -Karne hediyesi ne istersin? Sinemaya gidelim mi?

    Boğaç babasına gülümsemeye çalıştı;

    -Yaşamak isterim baba...

    Mahmut üzgün kalakaldı. Boğaç devam etti;

    -Biraz zorla da olsa, babaanneme senin anlattırdım Sen spor yapmayı, yüzmeyi
    ve doğada yürümeyi çok severmişsin.

    -Evet, eskiden yapardım.

    -Ben evden, okuldan başka bir yer göremeyecek miyim baba, ben hiç
    yaşamayacak mıyım baba.

    Konuşmaların bir kısmını duyan annesi;

    -Evde, bizimle mutlu değil misin?

    Annesine cevap vermedi, babası mırıldandı;

    -Ben onu anlıyorum. (Çocuğuna sarıldı) Aslan oğlumla omuz omuza her şeyi
    başarırız. Ne istiyorsun yavrum, ne yapalım?

    -Bir kitapta okumuştum baba, şehirde yaşayanlara kızıyordu. Ben evden bile
    çıkamıyorum.

    -Ooo kitapta yazıyor ha. Ne yazıyordu başka?

    -'Bazı insanlar yaşadığını sanır ama,ağlamayı bilmeyen gülmeyi,ateşe
    dokunmayan yanmayı, yükseklere çıkmayan yüceliği bilmez.' yazıyordu... Ben
    dağlara çıkmak istiyorum baba, ben dünyaya bakmak istiyorum baba.

    Mahmut, çocuğun omuzlarından tuttu;

    -İşte şimdi tam Boğaç oldun.



    ****
    ****



    Artık Mahmut çocuğu için üzülmek yerine, onu mutlu etmek için uğraşıyordu.
    Oğlunu eve hapsetmedi, yıllarca oğluyla gezdi, oğluyla koştu, yüzdü,
    bisiklet sürdü, özürlü arabasıyla götüremediği yerler kucağında götürdü.



    Çocuğu büyüdüğü halde, gücü yettiğince yanından ayırmadı, ona arkadaş oldu,
    ona dost oldu, ona dayanak oldu, zorluklara karşı yaslandığı bir dağ oldu ,
    gerektiğinde el-ayak oldu.

    **** ****
    ****

    Babasıyla geçirdiği o güzel anların haricinde, kitap okumayı da çok seven
    Boğaç öyküler-şiirler yazmaya da başlamıştı. En çok babası için şiirler
    yazıyordu.



    Çocuğu için elinden geleni yapan, günlerini, hatta ömrünü severek oğluyla
    paylaşan, onun bir gülümsemesi için her şeyini vermeye hazır olan Mahmut,
    sonunda gözlerini kapatırken onun için en çok oğlu ağlıyordu. Boğaç babasını
    dualarla uğurlarken, babasının ölümünün acısıyla, onun için yazdığı son
    yazdığı şiir dudaklarında 'yaslandığım dağ devrilmiş gibi' diyerek gözyaşı
    döküyordu. Annesi de oğluna sıkıca sarılmış, "Seni hiç bırakmayacağım , hep
    yanında olacağım," diyerek ağlıyordu.


    Yaslandığım dağ yıkılmış gibi

    ------------------------------------

    Kurak gönlüme yağandı babam

    Her derdime dermandı babam

    Ben dayanamam kendim kendime

    Dağ gibi dayandı babam



    Böğrüme bıçak sokulmuş gibi

    Kalbim yerinden sökülmüş gibi

    Gittin ya babam, gittin ya

    Yaslandığım dağ yıkılmış gibi

    Ahmet Ünal ÇAM










    SUNNY 7011 HW-16.C0.A1


    HER GÜNÜNÜZ GÖNLÜNÜZCE GEÇSİN.AMA UZAYFORUMSUZ GEÇMESİN...:)
    YUMUN AĞZINIZI;AÇIN GÖZÜNÜZÜ...
    Ahmet Şerif İZGÖREN


    FACEBOOK







  2. #2
    Dosya Yöneticisi EFLATUN Üyenin Avatarı
    Üyelik Tarihi
    11-Ocak-2007
    Yaş
    41
    Mesaj
    988
    Teşekkürler
    0
    0 Mesajda 0 Defa Teşekkür Aldı
    Şöhret Gücü
    345

    Varsayılan Cvp: çocuk...

    " Mevcut ruh halindeki hayatı, beklentilerin dışından gelecek iklimlere karşı koruya bilmektir..."
    Selamlar.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. çocuk işte...
    FIKRALAR forum içinde, yazan xEzEriMx
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 25-Temmuz-2008, 18:17
  2. çocuk Gelişimi...
    DİĞER GÜNCEL HER KONUDA HABERLER forum içinde, yazan cevahir
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 15-Eylül-2007, 12:57
  3. Çocuk fotoğrafları
    HER TELDEN MUHABBET forum içinde, yazan abucan
    Cevap: 6
    Son Mesaj: 28-Haziran-2007, 01:16
  4. çocuk terbiyesi
    HER TELDEN MUHABBET forum içinde, yazan skap
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 29-Mayıs-2007, 01:20

Konuyu Favori Sayfanıza Ekleyin

Konuyu Favori Sayfanıza Ekleyin

Mesaj Yetkileriniz

  • Yeni konu açmaya yetkiniz yok
  • Cevap yazmaya yetkiniz yok
  • Eklenti yüklemeye yetkiniz yok
  • Mesajınızı düzeltmeye yetkiniz yok
  •